Haber: Aysu KÖROĞLU (İAHA)
İstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Terzioğlu; akademik üretkenliği ve insani değerleri bir yaşam biçimi haline getirmenin, etik ilkelere sadık kalmanın ve kadınların güçlenmesine yatırım yapmanın başarının en önemli koşulu olduğunu vurguluyor.
Prof. Dr. Terzioğlu, akademik başarılarının ve pek çok genç insan ile akademisyene rol modeli olmanın büyük bir onur ve gurur kaynağı olduğunu belirterek, bu başarının uzun soluklu bir emeğin ürünü olduğunu ifade etti. Bu başarının ardındaki akademik disiplin, etik değerler, kadınların güçlenmesi ve her koşulda yaşam enerjisini kaybetmemeye adanmış yaşam öyküsünü anlattı.

Terzioğlu’na göre akademisyenlik yalnızca bir meslek değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi:
“Eğer iyi bir akademisyen olmak istiyorsanız, araştırmayı, proje üretmeyi, bilimsel yayın yapmayı yani üretken olmayı ve kendinizi sürekli yenilemeyi bir yaşam biçimi olarak benimserseniz, başarı kaçınılmazdır.”
Akademik üretkenliği sürdürebilmenin anahtarının dünyadaki gelişmeleri yakından izlemek olduğunu belirten Terzioğlu, dijitalleşme ve yapay zekânın getirdiği farkındalıkları takip etmenin, uluslararası literatüre hâkim olmanın ve farklı kültürlerden bilim insanlarıyla ortak çalışmalar yürütmenin önemine dikkat çekiyor.
Bir akademisyeni “etkili” kılan unsurlar arasında etik ilkelere bağlılık, akademik dürüstlük ve liyakat olduğunu vurgulayan Terzioğlu, bilimsel üretimin kalitesinin ancak etik ve insani değerlere sadık kalındığında anlam kazandığını söylüyor. Ayrıca kurum kültürü içinde iş birliği yapmanın ve ekip çalışmasının önemine değiniyor.

İstanbul Aydın Üniversitesi’nin küresel ölçekte elde ettiği başarıların da bu anlayışın bir sonucu olduğunu belirten Terzioğlu, üniversitenin Avrupa Üniversiteler Birliği tam üyeliği, Avrasya Üniversiteler Birliği Başkanlığı ve 700’e yakın üniversiteyle iş birlikleri sayesinde uluslararası alanda itibarını güçlendirdiğini ifade etti.
Akademik yolculuğuna Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nde başlayan Terzioğlu, akademiyi bir “gelecek vizyonu” olarak gördüğünü dile getiriyor. Bugün 50’den fazla ülkede bilimsel konferanslara katılmış olan Terzioğlu, ABD’de sadece üç kişiye verilen uluslararası araştırma bursunu kazanarak “Liderlik Modeli” üzerine çalışmalar yürütmüş.
Hayatında denge kavramına önem verdiğini belirten Terzioğlu, hem akademik hem özel yaşamında denge sağlamanın önemini vurguluyor. İki çocuk annesi olarak akademik sorumluluklarla aile yaşamını dengelemenin zorlayıcı olsa da hiçbir zaman pes etmediğini söylüyor:
“Eğer zorlukları bir yük değil, bir mücadele ve süreç olarak görürseniz, başarı kaçınılmaz olur.”
Kadınların güçlenmesi ve liderliği konusuna kariyeri boyunca özel önem veren Terzioğlu, ABD, İsrail ve İngiltere’de yaptığı çalışmalarla bu alanda fark yaratmış. Kadınların kendi potansiyellerine yatırım yapmasının önemini şu sözlerle ifade ediyor:
“Evlendiğimde düğünde takılan takılarımı satarak kendime bilgisayar aldım. Doktora tezimi o bilgisayarla yazdım. Kadınların kendine yatırım yapması çok kıymetli; bu yatırım geleceğinizi şekillendirir.”

Kadınların akademideki görünürlüğü konusunda hâlâ alınacak yol olduğunu vurgulayan Terzioğlu, kadınların karar alma mekanizmalarında yer alabilmesi için fırsat eşitliğinin önemine dikkat çekiyor:
“Kadınların üniversitelerde karar alma mekanizmalarında yer alabilmesi için kota uygulamaları ve fırsat eşitliği sağlanmalı, ancak bu liyakatten taviz verilmeden yapılmalı.”
Genç kadınlara ve akademisyen adaylarına da çağrıda bulunuyor:
“Kendinize güvenin, yeteneklerinizin farkına varın. Evlenmek ya da çocuk sahibi olmak sizi üretimden uzaklaştırmasın. Değişim programlarına katılın, araştırmalarda yer alın, kulüplerde aktif olun. Sporu, sanatı ve etik değerleri yaşamınızdan eksik etmeyin.”
Prof. Dr. Füsun Terzioğlu’nun sözleri, yalnızca kişisel bir başarı hikâyesi değil; aynı zamanda etik değerlere, sürdürülebilir üretime ve kadınların güçlenmesine dayalı bir akademik yaşamın mümkün olduğunun somut bir göstergesi niteliğinde.





