Toplamda 4 bin 417 yabancı öğrencinin bulunduğu İstanbul Aydın Üniversitesi’nde neredeyse her dilden konuşulduğunu duymak mümkün. Söz konusu yabancı öğrenciler, “İstanbul’u çok seviyoruz. Okul hocaları ve öğrenciler ise biz yabancılara çok iyi” diyor.

Türkiye, dünyada en çok uluslararası öğrenciye sahip ülkeler arasında ilk 10’da yer alıyor. Yine üniversitelerdeki yabancı öğrenci hareketliliğine bakıldığında İstanbul Aydın Üniversitesi (İAU) de yabancı öğrencilerin en çok tercih ettiği üniversitelerden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. 20 ülkenin uluslararası öğrenci verilerine bakıldığında 670 kişi ile İAU en çok Suriyeli öğrenciler tarafından rağbet görüyor. Suriyeli öğrencileri 464 öğrenci ile İran, 381 ile Ürdün, 348 ile Yemen, 221 ile Filistin, 215 ile Afganistan, 155 ile Irak takip ediyor. En az 40 bin öğrencinin olduğu İAU’de toplamda 4 bin 417 yabancı öğrenci bulunuyor. Bunun en büyük nedeni ise okulun Erasmus programı dâhilinde 28’i Avrupa ülkesi olmak üzere toplam 49 ülkeden 266 üniversite ile Erasmus+ ikili anlaşmasına sahip olması…
“ÜLKEMİZDE İŞLER KARIŞINCA BURAYA GELDİM”
Üniversitenin Florya Kampüsü’nde yabancı öğrencilerle konuşmak üzere yola çıkıyorum. Kışın kendini iyice hissettirmesiyle kampüste normalden çok daha az öğrenci ile karşılaşıyorum. Daha çok öğrenci bulabileceğim ümidiyle okul içerisindeki büfelere uğruyorum. Burada Arapça konuştuğunu duyduğum bir öğrencinin yanına yaklaşıyorum. İstemsiz olarak ilk başta tedirgin oluyor. Hafif bozuk İngilizcemle ‘Türkiye, İAU ve yabancı öğrencilerin yaşadıkları ile ilgili röportaj yapabilir miyiz?’ diye soruyorum. Kendisi başta pek sıcak bakmasa da sonrasında gülerek kafa sallıyor. Yanına oturuyorum ve başlıyoruz sohbet etmeye.

Okulun Makine Mühendisliği bölümünde okuyan Eymen Muhammed, 464 Suriyeli öğrencilerden bir tanesi… Kendisi 2020 yılında Türkiye’ye geldiğini söylüyor. ‘Neden?’ diye sorunca şöyle cevaplıyor: “Ülkemizde işler çok karışıktı. Ben ise okumak istiyordum, mühendis olmak istiyordum. Türkiye’de çok fazla Suriyeli olduğu için zorlanmam diye düşündüm. Bu yüzden buraya geldim.” Tekrar dönüp dönmeyeceğini soruyorum Muhammed’e. O da “Artık Suriye’de bir hayatım kalmadı, tüm çevrem burada. Tekrar gitmek istemiyorum. Türkiye’yi seviyorum. Burada çalışacağım” diyor.
Muhammed ardından arka masadaki arkadaşını işaret ediyor. Arkadaşı önce ‘hayır’ dese de sonrasında kabul ediyor. Abady Abdoullah, Libya’dan buraya bu sene gelmiş. Neden bu üniversiteyi tercih ettiğini, ilerde ne yapacağını soruyorum; başlıyor anlatmaya… “Buraya gelmeden önce araştırma yapmıştım. İstanbul en güzel şehir olduğu için burada okumak istedim. Üniversitelere baktım. Kampüs çok hoşuma gitti. Ben de burayı tercih ettim. Ailem hâlâ Libya’da. Üniversite bittikten sonra geri döneceğim. Çünkü onları çok özlüyorum. Belki daha sonra hep birlikte geliriz.”

“Peki beklediğin gibi mi çıktı?” sorumu ise şöyle yanıtlıyor: “Evet. İstanbul çok güzel. Üniversite de çok güzel. Kampüste vakit geçirmeyi seviyorum.”
“IRKÇILIKTAN KORKUYORUM”
Amine Habip de Suriye’den gelen kadın öğrenciler arasında. Habip’le Türkiye’yi, insanları, okulu, geleceğini konuşuyoruz. Zaten ben pek sormadan kendisi sırayla sorunlarını anlatıyor. Bu konuda konuşmak için epey heyecanlı olduğunu anlıyorum. Sessizce ırkçılığın arttığını dile getiren Habip, “Sanki bazen etrafımdakiler tuhaf bakıyormuş gibi hissediyorum. Bu beni üzüyor. Ama okulda hiç böyle bir şey yaşamadım. Tüm öğrenciler çok iyi. Öğretmenler çok iyi. Bize değer veriyorlar. Ülkemde savaş çıkınca ailemle buraya geldik. Bu okulda çok yabancı öğrenci olduğu için burayı seçtim. İlerde de Türkiye’de aşçı olmak istiyorum. Çünkü yemek yapmayı çok seviyorum. Bu yüzden gastronomi okuyorum. Ama Suriyeli olduğum için istemezler diye ırkçılıktan korkuyorum” ifadelerini kullanıyor.
Azerbaycan’dan Türkiye’ye okumak için gelen Elmettin Mamadov, “Neredeyse hiç yabancılık çekmedim. Zaten kardeş ülkemiz. Benim için bu kararı almak zor olmadı” diyor ve ekliyor: “Konuşmamız çok benziyor. Birbirimizi anlıyoruz. Ben Türkiye’yi çok sevdiğim için burada okumak istedim. Mezun olduktan sonra da burada kalacağım. Ama İstanbul çok kalabalık ve iş bulmak zor. Eskişehir, İzmir, Ankara gibi illere gitmek istiyorum.”
“HER YABANCI ÖĞRENCİ İSTANBUL’A GELMELİ”
Kampüs içerisinde konuşacak yabancı öğrenci göremeyince okuldaki D Blok’a gidiyorum. Burada bilardo oynayan iki Iraklı öğrenci ile tanışıyorum. İkisi de Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde okuduğunu kaydediyor. İkisine de neden geldikleri yönünde bir soru yöneltiyorum. Önce Roni Berzan şunların altını çiziyor: “Ben Irak Erbil’den geldim buraya. Erbil’de çok Türkmen var. Burada da çok sayıda Kürt nüfusu var. Bizim oradan İstanbul’daki üniversitelerde okuyan arkadaşlarımız var. İstanbul’u çok seviyoruz. Bu yüzden burada okumak istedik. İstanbul Aydın Üniversitesi’nde de çok sayıda Irak bölgesinden gelen Kürt öğrenciler var. Burada yaşamayı düşünmüyorum çünkü sadece okumak için geldim buraya. Okul bitince yine Erbil’e döneceğim. Ama İstanbul bir öğrenci için çok güzel bir şehir. Bence her yabancı öğrenci İstanbul’da yaşamayı deneyimlemeli.”
Salih Merwan, “Ben Süleymaniye’den geldim. Türkiye bize hem yakın hem çok Kürt var. Hem Türklerle hem burada yaşayan Kürtlerle ilişki kurmaktan zorluk çekmeyeceğimizi düşündüğümüz için burayı tercih ettik. Kültürlerimiz benziyor. Yüzlerce yıllık Osmanlı çatısı altında birlikte yaşadık. İstanbul Aydın Üniversitesi’ni tercih etmemin nedeni, burada okuyan çok Iraklı Kürt var. Bu yüzden tercih ettik. Okul bitince burada kalmak gibi bir niyetim yok çünkü benim ailem Süleymaniye’de. Ben tekrar ailemin yanına döneceğim.”
“NİJERYA’DAN BİLE ÇOK SEVİYORUM”

Nijeryalı Bijan Chimalsi, okumak için Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilerden bir tanesi… Chimalsi siyah olduğu için yabancı olduğu anında fark ediliyor. Okulun ana kapısı önünde karşılaşıyorum. Yanına gidip “Burada okumak nasıl?” diye konuya giriyorum; yanıtı “Çok güzel!” şeklinde oluyor. Sözlerini “Acelem var. Derse geç kalıyorum. Ama şunu söylemeliyim, Nijerya’dan bile çok seviyorum burayı. Okulumuz yabancılar için çok iyi” cümleleriyle noktalıyor.
Son olarak Filistinli Ali Cabarin, “Pek istemeyerek geldim ama ülkemde okumak zor. Bu yüzden geldim. Ailemi ve arkadaşlarımı özlüyorum. Yine de iyi ki Türkiye’ye gelmişim. Başka ülkelerde daha çok zorlanırdım” ifadelerini kullanıyor.
HABER: MERAL DANYILDIZ




