Anadolu’nun “Yüzen Adaları” Kuraklık Baskısı Altında

Haber: Buğra TEMREN (İAHA)

Türkiye’nin doğusundaki yüksek rakımlı sulak alanlarda yer alan ve “yüzen adalar” olarak bilinen turbalık ekosistemleri, artan sıcaklıklar ve su yönetimine ilişkin sorunlar nedeniyle risk altında bulunuyor. Uzmanlar, özellikle Erzurum ve Bingöl çevresindeki sulak alanlarda son yıllarda kuraklık etkilerinin daha görünür hale geldiğine dikkat çekiyor.

Bilim insanlarına göre binlerce yıllık organik birikimle oluşan turbalık alanlar, yalnızca biyolojik çeşitlilik açısından değil, atmosferdeki karbonu depolama kapasitesi nedeniyle de kritik öneme sahip.

Yağış Rejimindeki Değişim Ekosistemi Etkiliyor

Araştırmacılar, son yıllarda yağış rejimindeki değişimlerin ve artan buharlaşmanın bölgedeki hassas ekosistemleri doğrudan etkilediğini belirtiyor. Özellikle göl yüzeyinde hareket eden organik yapıların su seviyesindeki düşüş nedeniyle tabana oturmaya başladığı ifade ediliyor.

Bölgedeki meteorolojik gözlemlere göre:

  • Buharlaşma oranlarında son yıllarda artış gözleniyor.
  • Yeraltı su seviyelerinde düşüş yaşanıyor.
  • Bazı endemik bitki türlerinin görülme sıklığı azalıyor.

Uzmanlar, iklim değişikliğinin yanı sıra kontrolsüz su kullanımı ve geleneksel sulama yöntemlerinin de süreci hızlandırabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

“Karbon Depolama Kapasitesi Azalabilir”

İklim bilimciler, turbalık alanların kuruması durumunda depoladıkları karbonun yeniden atmosfere karışabileceğine dikkat çekiyor. Bu durumun sera gazı salımlarını artırarak iklim krizini daha da derinleştirebileceği belirtiliyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan iklim uzmanları, sulak alanların korunmasının yalnızca yerel ekosistemler için değil, küresel iklim dengesi açısından da önemli olduğunu vurguluyor.

Uzmanlardan Çözüm Çağrısı

Uzmanlar, sulak alanların korunması için tarımsal faaliyetlerin kontrollü şekilde yürütülmesi, su tasarrufu sağlayan modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve düzenli çevresel izleme sistemlerinin kurulması gerektiğini ifade ediyor.

Öneriler arasında şu başlıklar öne çıkıyor:

  • Sulak alan çevrelerinde koruma ve tampon bölgelerin oluşturulması
  • Vahşi sulama yerine damlama ve sensör destekli sistemlerin kullanılması
  • Uzaktan algılama teknolojileriyle nem ve su seviyelerinin düzenli takip edilmesi

Bilim insanları, erken önlem alınmaması halinde Türkiye’deki hassas sulak alan ekosistemlerinin uzun vadede geri dönüşü zor kayıplarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.