IV. ICDS Sempozyumu’nda 10. Oturum: Dijital Kamusal Alanda Hakikat Tartışıldı

Haber: Neval Şengöl (İAHA)

İstanbul’da düzenlenen IV. ICDS Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu kapsamında gerçekleştirilen 10. oturumda, dijital kamusal alanda “hakikat” kavramı çok boyutlu biçimde ele alındı. Oturum başkanlığını Doç. Dr. Veli Boztepe’nin üstelendiği “Dijital Kamusal Alanda Hakikat Arayışı” başlıklı oturum, 29 Nisan 2026 tarihinde 14.00–15.30 saatleri arasında T Blok Turkuaz Salon’da yüz yüze gerçekleştirildi.

Akademisyenler ve araştırmacılar, dijitalleşme, yapay zekâ ve algoritmaların bilgi üretimi ve dolaşımı üzerindeki etkilerini farklı perspektiflerden tartıştı. Sunumlarda özellikle hakikat sonrası çağ, algoritmik gerçeklik, yapay zekâ destekli gazetecilik ve dijital kamusal alanın dönüşümü öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Hakikat Sonrası ve Ontolojik Tartışmalar

İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Mert Can Atar, “Hakikat-Sonrası Çağda Gerçekliğin Dijital Krizi: Nesne Yönelimli Ontoloji Bağlamında Eleştirel Bir Yaklaşım” başlıklı sunumunda hakikat sonrası kavramını epistemolojik, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirdi. Hakikat sonrasının yalnızca yanlış bilgi üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Atar, bu durumun mevcut düzenin ampirik sınırlarına karşı gelişen öznel ve politik bir tepki olduğunu vurguladı. Sunumda ayrıca nesne yönelimli ontoloji yaklaşımı çerçevesinde nesnelerin insan algısından bağımsız varlıklar olduğu tartışıldı.

Algoritmalar ve Hakikat Üretimi

Trakya Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Özge Ercebe, İBB davası örneği üzerinden yürüttüğü çok platformlu içerik analizini paylaştı. X, T24, Hürriyet, TRT Haber, BBC Türkçe ve YouTube’daki içeriklerin incelendiği çalışmada, algoritmaların yalnızca içerik sıralamakla kalmayıp aynı zamanda görünürlük ve söylem üretiminde belirleyici rol oynadığı ortaya kondu. Dijital kamusal alanın giderek daha parçalı ve platforma özgü bir yapıya dönüştüğü vurgulandı.

Yapay Zekâ, Hakikat ve Kamusallık

Marmara Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Burcu Biter, Hannah Arendt ve Zygmunt Bauman’ın düşüncelerinden hareketle yapay zekânın hakikat üretimi üzerindeki etkisini ele aldı. Yapay zekânın yalnızca bilgi sunan bir araç olmadığına dikkat çeken Biter, seçme, düzenleme ve önceliklendirme süreçleriyle epistemik bir aracılık rolü üstlendiğini belirtti. Bu durumun hakikatin ortak bir deneyim olmaktan çıkıp bireyselleşmesine yol açabileceği ifade edildi.

Yapay Zekâ Destekli Gazetecilik ve “Enfokrasi”

Yaşar Üniversitesi’nden yüksek lisans öğrencisi Yakup Karakoç, yapay zekânın gazetecilik pratiklerini nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. “Enfokrasi” kavramı üzerinden yürütülen tartışmada, bilginin algoritmalar aracılığıyla seçilip yönlendirilmesinin yeni bir iktidar biçimi oluşturduğu ifade edildi. Ayrıca hız baskısının doğrulama süreçlerini zayıflatarak yanlış bilgi riskini artırdığına dikkat çekildi.

Algoritmik Gerçeklik ve Bilgi-İktidar İlişkisi

Bağımsız araştırmacı Dr. Selin Varol, kişiselleştirilmiş arama motorları ve sosyal medya deneyimleri üzerinden hakikatin nasıl inşa edildiğini analiz etti. Google ve Instagram karşılaştırmasında, Google’da kurumsal ve bilimsel kaynakların; Instagram’da ise bireysel anlatıların ve aktivizmin daha görünür olduğu belirtildi. Bu durumun, platformların yalnızca içerik değil, aynı zamanda bilginin meşruiyetini de şekillendirdiğini gösterdiği ifade edildi.

Finansal İçerik Üretimi ve Algoritmik Otorite

Bağımsız araştırmacı Melis Eryiğit Samir ise finansal içerik üreten “finfluencer”ların dijital platformlarda nasıl otorite kurduğunu ele aldı. Çalışmada, takipçi sayısı ve etkileşim gibi metriklerin kullanıcılar tarafından çoğu zaman uzmanlık göstergesi olarak algılandığı ve bunun da algoritmik olarak şekillenen bir güven mekanizması yarattığı vurgulandı.

Dijital Çağda Hakikatin Dönüşümü

Oturumun genelinde, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik değil; aynı zamanda epistemolojik, toplumsal ve politik bir dönüşüm yarattığı konusunda ortak bir vurgu yapıldı. Yapay zekâ ve algoritmaların bilgi üretiminden dolaşımına kadar her aşamada belirleyici hale geldiği; bunun da hakikat kavramını yeniden tanımladığı ifade edildi.

10. oturum, dijital çağda hakikatin nasıl üretildiği, kim tarafından görünür kılındığı ve kamusal alanın nasıl yeniden kurulduğuna dair eleştirel bir çerçeve sunarak tamamlandı.